Ruhun Yolculuğunda Yumuşak Kalabilmek
- Gizem Ayaz

- 11 May
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 19 May
Kişisel gelişim veya içsel bir yolculuğa çıktığımızda, heyecanla araçlar toplarız: Kitaplar, meditasyonlar, ritüeller, içsel çalışmalar…
Bu araçların hepsi çok kıymetli, bizi yolda tutuyor. Ancak bazen öyle bir noktaya geliyoruz ki, kendimizden beklentimiz arşa çıkıyor. Kendimizin "daha iyi bir versiyonu" olma arzusuyla hep daha ileriye, hep gelişmeye odaklı hale geliyoruz. Aslında performans alanı olmayan bir ruhsal yolculuğu, bir başarı yarışına, hedef listesine çeviriyoruz ve içimizdeki o ses fısıldamaya başlıyor:
“Yapamadın.”
“Yine tetiklendin.”
“Hala aynı yerdesin.”
“Neden değişmedi?”
“Bunu artık aşmış olmalıydın.”
Bu ses, belki bizi motive etmek istiyor ama aslında tam tersini yapıyor. Kendini suçlayan ve eleştiren bu ses, bu sefer de spiritüel ego olarak kendini gosteriyor. Kıyas yapıyor, yargılıyor ve bizi o çok tanıdık "yetersizlik" hissine itiyor. Bu yük, sadece enerjimizi düşürmekle kalmıyor, sinir sistemimizi yorup bedeni ve kalbi daha da ağırlaştırıyor.
Unutma: Belki de ilerleyememiş değilsin, sadece eskiden fark etmediğin şeylerin şimdi daha derinden farkındasın. Belki geriye gitmiyorsun; sadece bastırdığın duygular artık kapıyı daha yüksek sesle çalıyordur. Ve sen, ilk kez, onları susturmak yerine dinlemeye izin veriyorsundur.
Şefkatin Gücü
Kendimize yüklendiğimizde sinir sistemimiz o tanıdık "savaş, kaç ya da don" moduna geçer. Kendimizi suçlamak bizi motive etmez; aksine bizi olduğumuz yere kilitler.
Şefkat ise o buzları eritir, o sıkışmışlığı yumuşatır ve içerideki sesi sakinleştirir. İşte tam böyle anlarda, kendine söyleyeceğin tek bir cümle bile alan açabilir:
“Şu an zorlanıyorum ve bu normal.”
Eğer kendinden beklentin erken kalkmak, pratiklerini yapmak, günü ‘verimli’ geçirmekse… Ve bunları yapamadığında kendini suçlu hissediyor, kayıp, yetersizlik veya geride kalmışlık duygularına kapılıyorsan veya kendini “tembel” diye etiketlediğini fark ediyorsan,
Bil ki o halin de görülmeye ve şefkatle karşılanmaya ihtiyacı var.
Belki ona şöyle fısıldayabilirsin:
“Şu an bir yere varmak zorunda değilim.”
“Şu an yeterliyim.”
“Bugünün nasıl geçtiği, değerimi ya da yolumu tanımlamaz.”
“Şu an var olmak yeterli.”
Araçlar ve Hatırlayış
Hatırla: Huzurun, neşen ve mutluluğun bu ritüelleri yapıp yapmamana bağlı değil. Onları amaç haline getirdiğinde, yapamadığın her an suçluluk doğuyor.
Oysa bu çalışmalar, huzurun kaynağı olmak için değil; huzuru sana hatırlatmak için vardı. Kaynak hiçbir zaman dışarıda olmadı. Hep sendeydi.
Yolculuğa Şefkati Davet Etmek
Dilerim bu yolculuğa şefkati de dahil eder, kendinle olan iç konuşmanı nazik bir dostun sesine dönüştürür, yumuşak bir bağ kurarsın.
Çünkü gerçek dönüşüm, çoğu zaman daha fazlasını yapmaktan değil; olduğun hale sevgiyle alan açabilmekten geçer.



Yorumlar